<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhabbet Odaları</title>
	<atom:link href="http://www.muhabbet34.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muhabbet34.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2012 00:48:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.2</generator>
		<item>
		<title>Çizgi ötesi!</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/cizgi-otesi/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/cizgi-otesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:48:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Auta]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Bence]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[Carvalhal]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kale]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar]]></category>
		<category><![CDATA[Yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Kartal özellikle ilk yarıda büyük sıkıntılar yaşadı. Ev sahibi sayısız fırsatı harcarken, Necati Ateş&#8217;in çizgiyi geçen vuruşunu yardımcı hakem atladı. İkinci yarı toparlanan siyah-beyazlı ekip, Almeida ve Fernandes ile istediğini aldı. Antalya&#8217;nın tek golünü uzatmada penaltıdan Tita attı 02:30 &#124; 21 Ocak 2012 ANALİZ: SERDAR SARIDAĞ Aslında Beşiktaş’ın bu kadar kötü oynayacağı Bursaspor maçında ortaya çıkmıştı. O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 id="divAdnetKeyword2">Kartal özellikle ilk yarıda büyük sıkıntılar yaşadı. Ev sahibi sayısız fırsatı harcarken, Necati Ateş&#8217;in çizgiyi geçen vuruşunu yardımcı hakem atladı. İkinci yarı toparlanan siyah-beyazlı ekip, Almeida ve Fernandes ile istediğini aldı. Antalya&#8217;nın tek golünü uzatmada penaltıdan Tita attı</h2>
<p id="facebooktavsiyeet">
<p>02:30 | 21 Ocak 2012</p>
<div><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2012/01/21/cizgi-otesi--1934011.Jpeg" alt="Çizgi ötesi!" /></div>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p>ANALİZ: SERDAR SARIDAĞ</p>
<p>Aslında <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Besiktas" target="_blank">Beşiktaş</a>’ın bu kadar kötü oynayacağı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Bursaspor" target="_blank">Bursaspor</a> maçında ortaya çıkmıştı. O maçta verilen açıklar nedeniyle Beşiktaş yenilmediyse, sebebi şans faktörünün yanında olmasındandı.<br />
Carvalhal’ın da dediği gibi insan şansını kendisi yaratır. Örnek mi? Dünkü maçın 64. dakikasına bakmak lazım. Almeida’nın, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Deniz%20Baris" target="_blank">Deniz Barış</a>’ı sıkıştırarak hataya zorlaması ve arkasından gelen gol insanın kendi şansını nasıl yaratacağını çok net şekilde gösterdi.<br />
İyi kadroya sahip olan Beşiktaş sanki ligin ilk devresini oynamamış sanki sezona yeni başlıyormuş gibi hâlâ!.. Carvalhal’ın şans meleği acaba kulağına “Hoca bu takım çok açık veriyor” diye fısıldıyor mudur ?..<br />
15. dakikada soldan ceza  sahasına giren  Necati’nin vuruşunda ayağı kaydığında da şanslıydı Beşiktaş. 23. dakikada Zitouni’in kale ağzından kafa vuruşunun üstten auta gitmesinde de Carvalhal’ın şans meleğinin çok emeği vardı. Necati’nin o çizgiyi geçip geçmeği konusunda büyük tartışma yaratan 36. dakikasındaki şutunda da, yan hakem Asım Yusuf Öz’ün önünden o sırada biri geçmişti herhalde. 39. dakikada Necati’nin topu kale yerine auta göndermesindeki şansı da bence Cenk yaratmıştı. Necati’nin açısını iyi kapattı.<br />
Peki <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Antalyaspor" target="_blank">Antalyaspor</a>’un bu kadar gol kaçırdığı bir gecede Beşiktaş ne yapıyordu diye sorulacak olursa yanıt koca hiç olurdu.<br />
Tabii ki üç puanı aldıktan sonra nasıl oynadığının bir önemi yok, ama korkum <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Avrupa" target="_blank">Avrupa</a> maçında böyle bir Beşiktaş&#8217;ın tarihi fark yiyebilir olması.<br />
21. dakikada Fernandes’in ortasında Almeida kafayla erken golü bulabilse belki Beşiktaş galip geldiği gecede ortaya göze hoş gelen bir futbol da koyabilirdi. Yine duran toptan 33. dakikada <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Sivok" target="_blank">Sivok</a> kafasıyla kaleyi yokladı, ama yazdığımız gibi bu da duran toptan gelen pozisyondu.<br />
İsmail’in son saniyelerde topa elle müdahale etmesinin faturası ağır olmadıysa, yatsın kalksın 90. dakikada farkı ikiye çıkaran Fernandes’e dua etsin.</p>
<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2012/01/21/fft16_mf1934009.Jpeg" alt="" /></p>
<p><strong>Var mı Kartal&#8217;a yan bakan!</strong><br />
Beşiktaş, yenilmezlik serisini 14 maça çıkardı. Resmi maçlardaki son yenilgisini 6 Kasım 2011’de<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Spor%20Toto%20Super%20Lig" target="_blank">Spor Toto Süper Lig</a>’de deplasmanda <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Genclerbirligi" target="_blank">Gençlerbirliği</a>’ne karşı alan siyah-beyazlılar bu tarihten sonra oynadığı 11 lig maçından 7 galibiyet, 4 beraberlik alırken, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/UEFA" target="_blank">UEFA</a> <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Avrupa%20Ligi" target="_blank">Avrupa Ligi</a>’ndeki 2 karşılaşmayı da kazandı.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/cizgi-otesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu cezalar kulüp batırır!</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/bu-cezalar-kulup-batirir/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/bu-cezalar-kulup-batirir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:46:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Federasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[Tff]]></category>
		<category><![CDATA[Uefa]]></category>
		<category><![CDATA[Varsa]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Federasyonun 26 Ocak&#8217;taki Genel Kurul&#8217;da oylanmasını isteyeceği önergenin detayları her açıdan hayli ağır. Tahkim süreci dahil 15 Nisan&#8217;a kadar karar alınmasını öngören metinde para ve puan silme cezaları şikeye karışan kulüpler için kabus niteliğinde&#8230; Buna göre şike ve teşvik işine karıştığı tespit edilen kulüplerin 12’den az olmamak kaydıyla puanı silinecek. Varsa kazanılmış kupalar, başarı primleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Federasyonun 26 Ocak&#8217;taki Genel Kurul&#8217;da oylanmasını isteyeceği önergenin detayları her açıdan hayli ağır. Tahkim süreci dahil 15 Nisan&#8217;a kadar karar alınmasını öngören metinde para ve puan silme cezaları şikeye karışan kulüpler için kabus niteliğinde&#8230;</p>
<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://fotocdncube.fanatik.com.tr/news/423x238/2012/1/21/fft1mm1615099.jpg" alt="Süper Lig-Bu cezalar kulüp batırır!" width="423" /></p>
<p><strong>Buna göre şike ve teşvik işine karıştığı tespit edilen kulüplerin 12’den az olmamak kaydıyla puanı silinecek. Varsa kazanılmış kupalar, başarı primleri iade edilecek. TFF suçun ağırlığına göre suça karışan kulüplere 2-10 milyon TL arasında ceza kesebilecek</strong></p>
<p>26 Ocak’ta yapılacak olan kritik genel kurul öncesinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun UEFA ile mütabık kaldığı önergenin detayları dün su yüzüne çıktı. Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın kulüp temsilcileriyle paylaştığı noktalarda şike ve teşvik suçuna karıştığı tespit edilen takımlar için çok ağır yaptırımlar söz konusu. Federasyonun üzerinde en ciddi şekilde durduğu noktalardan biri, sürecin Play-Off’a kadar tamamlanması. Bunun için tahkim etabı dahil 15 Nisan’a kadar kararın verilmesi planlanıyor. İşte diğer yaptırımlar&#8230;</p>
<p><strong>Ne kazanıyorlardı?</strong></p>
<p>GALiBiYETE TFF’DEN 750 BiN TL<br />
BERABERLiĞE TFF’DEN 375 BiN TL<br />
ŞAMPiYONLUK PRiMi 15 MiLYON TL (ikinci 12 milyon TL)<br />
ŞAMPiYONLAR LiGi’NDEN GELECEK PARA 16 MiLYON TL (yaklaşık)<br />
UEFA AVRUPA LiGi’NDEN GELECEK PARA 4 MiLYON TL (yaklaşık)</p>
<p><strong>UEFA</strong>: Şikeden dolayı ceza alan kulüpler önümüzdeki sezon hiçbir Avrupa Kupası’na katılamayacak.</p>
<p><strong>-12</strong>: Suça karıştığı tespit edilen kulüplerden ucu açık olarak en az 12 puan silinecek.</p>
<p><strong>TFF</strong>: TFF şike veya teşvik suçunun işlendiği tespit edilen maçlar için konunun muhatabı kulüplere 2 ile 10 milyonTL arasında değişen miktarlarda ceza verebilecek.</p>
<p>KUPALAR: Bu süreçte kazanılmış olan kupalar varsa TFF’ye iade edilecek.</p>
<p>PRİMLER: Teşvik veya şike suçunun işlendiği maçlardaki başarı primleri karşı kulübe ödenecek. Eğer suça iki takım da karıştıysa başarı primi TFF’ye aktarılacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/bu-cezalar-kulup-batirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğrafçıların gündemi Belgeler&#8217;11 sergisinde</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/fotografcilarin-gundemi-belgeler11-sergisinde/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/fotografcilarin-gundemi-belgeler11-sergisinde/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:44:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Altan]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[Galata]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Seval]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Torun]]></category>
		<category><![CDATA[Tutan]]></category>
		<category><![CDATA[Yana]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[Galata Fotoğrafhanesi, Belgesel Fotoğraf Programı katılımcılarının çalışmaları 7-28 Ocak&#8217;ta Belgeler ‘11 sergisinde. Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Akademisi tarafından 2009 yılından bu yana sürdürülen Belgesel Fotoğraf Programı’nın son dönem katılımcılarının sosyal belgesel, fotoğraf ve multimedya çalışmaları 7 Ocak’tan itibaren Galata Fotoğrafhanesi’ndeki Fotoğraf Vakfı’nın yeni galerisinde sergilenecek. Belgesel fotoğrafın farklı üslup ve uygulamalarından oluşan çalışmaları gerçekleştiren dokuz fotoğrafçı Belgeler ‘11 sergisi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://www.habervesaire.com/site/upload/image/2012/01/fotografhane-1-9f83a00f_420x279.jpg" alt="fotoğrafhane-1" width="420" /><br />
Galata Fotoğrafhanesi, Belgesel Fotoğraf Programı katılımcılarının çalışmaları 7-28 Ocak&#8217;ta Belgeler ‘11 sergisinde.</p>
<p>Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Akademisi tarafından 2009 yılından bu yana sürdürülen Belgesel Fotoğraf Programı’nın son dönem katılımcılarının sosyal belgesel, fotoğraf ve multimedya çalışmaları 7 Ocak’tan itibaren Galata Fotoğrafhanesi’ndeki Fotoğraf Vakfı’nın yeni galerisinde sergilenecek.</p>
<p>Belgesel fotoğrafın farklı üslup ve uygulamalarından oluşan çalışmaları gerçekleştiren dokuz fotoğrafçı Belgeler ‘11 sergisi ile kamuoyunun dikkatini,  etnik ve dini farklılıklardan, kentsel dönüşümün yarattığı mağduriyetlere; siyasi mücadeleleri sırasında ölümü göze alarak yaptıkları eylemler sonucunda beden ve zihin sağlıklarını kısmen kaybetmiş insanlardan, sokaklarda yaşayan çocuk ve gençlere kapılarını açık tutan misafirhaneye; kadınların salt kadın oldukları için omuzlamak zorunda kaldıkları yüklerden, gençlik hallerine kadar çeşitli sosyal sorunlara çekmeyi hedefliyor.</p>
<p>Belgesel Fotoğraf Programı kapsamında 12 ay boyunca 20’den fazla fotoğrafçı ve akademisyenin yürüttüğü çeşitli seminer ve atölye çalışmalarına katılan fotoğrafçıların uzun soluklu projelerinden oluşan Belgeler‘11 sergisinde Ayşenur Moral’in “Çizgi”, Deniz Pekkıyıcı’nın “Mınnıne”, Füsun Karaman’ın “Sürgün”, Gülnaz Bingöl’ün “Bedrettin”, Hülya Özkaya’nın “Dalgaları Aşmak”,Kaan Sofuoğlu’nun “İlk Gençliğim”, Meryem Torun’un “Annelik Masalı”, Özge Özgüner’in “Rıza Yok!” ve Seval Altan’ın “Ayangil Topluluğu Meşk Grubu” adlı sosyal belgesel çalışmaları yer alacak.</p>
<p>Belgeler‘11 sergisi 28 Ocak 2012 tarihine kadar Pazar günleri hariç, hafta içi 12.00-19.30, cumartesi günleri 12.00-17.00 saatleri arasında görülebilecek.</p>
<p>Sergideki 9 hikaye</p>
<p>Umut Çocukları Derneği’nin gönüllülerinden fotoğrafçı Ayşenur Moral’ın “Çizgi” adlı çalışması, sokakta yaşayan çocuk ve gençlerin diledikleri zaman sığınabildikleri dernek misafirhanesinde süregiden hayatlarından kesitler sunuyor.</p>
<p>Deniz Pekkıyıcı’nın “Mınnına” adlı çalışması, Antakya’da görünmez kılınmış ya da bunu tercih etmişNusayriler’e içerden bir bakış özelliği taşıyor. “Mınnına”, Pekkıyıcı’nın yabancılaştırılmış köklerinin izini sürdüğü bir yolculuğun başlangıcı.</p>
<p>Kentsel dönüşümün mağdurlarından Ayvansaray’daki Türk Mahallesi’nde yaşayanların yerlerinden edilme hikâyesi Füsun Karaman’ın fotoğraflarıyla sergideki yerini alıyor. “Sürgün” isimli çalışma, İstanbul’un en kadim mahallelerinden olan bölge üzerinden kentsel dönüşümünsancılarını aktarıyor. Turistik alana dönüştürülmesi planlanan semtin sakinlerinin son bir yıl içinde göçe zorlanması, mahalle dokusunun yok edilmesi fotoğrafların çerçevesini oluşturuyor.</p>
<p>Gülnaz Bingöl,  “Bedrettin” çalışmasıyla bir başka kentsel dönüşüm alanına odaklanıyor. Bingöl’ün fotoğrafları, Şişhane ile Kasımpaşa arasında yer alan Beddrettin Mahallesi halkının kendilerine yönelen dönüşüm tehdidi altında sürdürmeye çalıştıkları gündelik hayatın ve tüm zorluklara karşın başlatılan örgütlenmenin belgelerini oluşturuyor.</p>
<p>Sergide ayrıca, Türkiye’nin açlık grevleri ve ölüm oruçlarıyla tanıştığı Wernicke Korsakoff Sendromu mağduru on insanın hayata tutunma çabasına Hülya Özkaya’nın “Dalgaları Aşmak” çalışmasıyla dikkat çekiliyor.</p>
<p>Genç fotoğrafçılarımızdan Kaan Sofuoğlu, kendisi ve arkadaşları üzerinden ergenlik çağının sonlarına gelen gençlerin duygu ve durumlarına yoğunlaşıyor. “İlkgençliğim” adlı çalışmasındaki fotoğraflarıyla Sofuoğlu belgesel fotoğrafın sınırlarını sorgulamamızı da sağlıyor.</p>
<p>Meryem Torun bir multimedya çalışması ile sergideki yerini alıyor. “Annelik Masalı” adlı çalışmada, kadına yüklenen toplumsal roller arasında belki de en önemlisi olarak kabul edilebilecek “anne”lik durumu fotoğrafçı ile annesi arasında kurgulanmış bir çapraz hikâye üzerinden irdeleniyor.</p>
<p>Sergideki bir diğer multimedya ise Özge Özgüner’in “Rıza Yok!” adlı çalışması. Kadınlık deneyimi yaşamış ya da yaşayan bireylere yönelik şiddeti, özellikle taciz ve tecavüzün psikolojik yansımalarını, hukuk sisteminin bu olaylar karşısındaki tartışmalı uygulamalarını ve kadın mücadelesinin hak arayışını ele alan “Rıza Yok!”, bir başkaldırı çağrısı olarak da okunabiliyor.</p>
<p>Seval Altan kendisinin de üyesi olduğu Klasik Türk Müziği korosu “Meşk Grubu”nu hikâye ediyor. Grup, kanun üstadı, bestekâr Prof. Ruhi Ayangil önderliğinde Burgazadalı meşk sever dostları ile birlikte yola çıkmış. Şimdilerde ise atölye üyelerinin her biri İstanbul&#8217;un uzak köşelerinden trafiğin en yoğun olduğu saatlerde büyük bir şevkle Kabataş&#8217;taki atölye&#8217;ye gidip hocaları ile birlikte zamanı durduruyor ve nitelikli müziğin keyfini çıkarıyorlar. Seval Altan’ın fotoğrafları, farklı sosyal gruplardan gelen insanların ortak bir amaçta buluşarak yaptıkları üretime tanıklık etmemizi sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/fotografcilarin-gundemi-belgeler11-sergisinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Susmak değil söylemek mecburiyeti’</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/%e2%80%98susmak-degil-soylemek-mecburiyeti%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/%e2%80%98susmak-degil-soylemek-mecburiyeti%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:42:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cunta]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Gazete]]></category>
		<category><![CDATA[Gerek]]></category>
		<category><![CDATA[Gitti Gidiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuray Mert]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Roland Barthes]]></category>
		<category><![CDATA[Sumak]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yas]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[XFotoğraf: HaberVs HaberVs Editörü Ahmet Şık, bugün yayınlanan Tutuklu Gazete&#8217;nin tutuklu 43 yazarından biri. &#8230; Ya ülkenin “sivil, demokratik ve özgür” olduğunu ya da bizlerin “terörist” olduğunu söylüyorlar. Onlar nutuk attıkça (&#8230;) tehcir uygulanıyor. Anlatmak istediğinin ne anlama geldiğini bilenler için Roland Barthes’in çok güzel bir faşizm tarifi vardır: “Faşizm, sumak değil söylemek mecburiyetidir”. Türkiye uzun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://www.habervesaire.com/site/upload/image/2012/01/tutuklu-gazete-420-6e9e305a_280x420.jpg" alt="tutuklu gazete 420" width="420" /></p>
<div>
<div><a>X</a><strong>Fotoğraf</strong>: HaberVs</p>
<p>HaberVs Editörü Ahmet Şık, bugün yayınlanan Tutuklu Gazete&#8217;nin tutuklu 43 yazarından biri. &#8230;</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<ul></ul>
</div>
<p>Ya ülkenin “sivil, demokratik ve özgür” olduğunu ya da bizlerin “terörist” olduğunu söylüyorlar. Onlar nutuk attıkça (&#8230;) tehcir uygulanıyor.</p>
<p>Anlatmak istediğinin ne anlama geldiğini bilenler için Roland Barthes’in çok güzel bir faşizm tarifi vardır: “Faşizm, sumak değil söylemek mecburiyetidir”.</p>
<p>Türkiye uzun yıllardır söylemek mecburiyetinin olduğu günlerden geçip gitti. Gidiyor. Ama söylemenin, konuşmanın bu kadar mecburi olduğu günleri sadece darbe dönemlerinde yaşamıştı. Son birkaç yıldır ne kadar “DEMOKRATİKLEŞTİĞİMİZİ”, “SİVİLLEŞTİĞİMİZİ” anlatıp duruyor birileri. Son seçimlerden sonra ortaya çıkan tablodan ders alındığından olsa gerek birkaç namuslu, vicdan sahibi dışında cunta dönemini anımsatan bu baskı ortamını hatırlatan yok bu sivil demokratlara.</p>
<p>Geçenlerde Nuray Mert Milliyet gazetesindeki köşesinden çok güzel anlatmıştı “SİVİL DEMOKRAT” CENAHIN HALİNİ. 1 Ocak 2012 günü “Yas tutmayı bilmeyenler” başlıklı yazısında şöyle diyordu Mert: “Geçmişin hesabını sorarken mangalda kül bırakmayan ‘çok bilmiş’lerin çoğunun da sesi kısılmış. Nasılsa geçmişin hesabını sormak kolay, nasılsa geçmişin sorumlularının gazabına uğramak gibi bir tehlike yok. Bugünün hesabını sormaktan kaçmak için hesaplaş hesaplaşabildiğin kadar, bugün olanlar karşısında susma hakkını kullanmak için bağır bağırabildiğin kadar. Korkaklığı örtbas etmek için ölmüşlere meydan okuyan sahte cesaret, suskunluğu gizlemek için kuru gürültü! Hepsi bu. Sonu bugünü hesaba çekmeye varmayan geçmişle hesaplaşma ancak ahmakları oyalar…”</p>
<p>Nuray Mert’in tarif ettiği “çok bilmişer”de dahil olmak üzere itirazı olan var mıdır acaba bu söylenenlere? Benim yok. Bu yazıyı okuyan sizlerin de olduğunu sanmıyorum. Hele son tutuklamalarla sayıları 100’e yaklaşan cezaevindeki meslektaşlarımın itirazı olacağını düşünmem bile. ABD merkezli gazetecileri koruma komitesi’nin bir takım siyasi hesaplarla Türkiye’deki tutuklu gazeteci (sahi o listeden çıkmak istiyorum. GÖP bir iletirse bu isteğimi CPJ yetkililerine) sayısını 8 olarak gösteren CPJ raporlarını ciddiye alan lümpenler itiraz edebilir. Onlar etsin. Yazdıklarının, söylediklerinin değeri yok zaten.</p>
<p>Aslında Tutuklu Gazete&#8217;nin bu sayısına yazmak niyetinde değildim. Hakkımı aramıza yeni katılanlara vermek daha doğru olacaktı. Sevgili Ercan İpekçi duruşmalarım sırasında anımsatınca yazmaya koyuldum. Birkaç anımsatmada bulunup noktalayacağım diyeceklerimi.</p>
<p>Deniz Feneri adıyla anılan hırsızlık, dolandırıcılık soruşturmasının şüphelileri ile ilgili olarak mahkeme kimsenin itiraz edemeyeceği bir karara imza atmıştı. Uzun tutukluluk hali cezaya dönüşmesin diye özetleyeceğimiz bir gerekçeyle tahliye kararı verilmişti AKP-Cemaat koalisyonu iktidarının her iki bileşeniyle de siyasi akrabalığı bulunan hırsızlık, dolandırıcılık şüphelileri 3 ayda özgürlüğüne kavuşmuştu böylece.</p>
<p>1990’ların devlet politikası olarak uygulanan infazlar, işkenceler, gözaltında kayıplarla ilgili o dönemin tetikçilerinden birisi de birkaç aydır konuşuyor. Türkiye’nin kanlı ve karanlık bir dönemde,  bir katil, suç ortaklarının adını veriyor. Hep birlikte kimleri nasıl infaz ettiklerini, dipsiz kuyularda adressiz mezarlarda nasıl kaybettiklerini anlatıyor. Emri verenleri de söylüyor. Katil benim. Katil biziz. Katil devlettir diyor. Ama bir de bakıyorsunuz bu itiraflarla tutuklanan iblisler bir kaç haftada özgürlüklerine kavuşuyor. Suç ortağı olan tetikçinin itirafları soyut olduğu, kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı anlatılıyor tahliye gerekçelerinde. O soyut bulunan itirafları anlatan kimliği araştırılmayan meçhul e-posta ihbarcılarından biri değil. Virüs yoluyla bilgisayara kaydedilmiş ne idüğü belirsiz bir word dökümanı hiç değil. Kanlı canlı bir “insan”. Tırnak içinde “insan” yazmamın nedeni malum: Kan döken, can alan bir tetikçi o. Ama buna rağmen itirafları soyut. Suç ortaklarına ilişkin kuvvetli suç şüphesi oluşturulmayan birisi olup çıktı bu yargının elinde.</p>
<p>Şaibeli bir soruşturmayla şike iddialarıyla tutuklu olanların bir kısmı da 6 ay kadar sonra serbest kaldılar yakın zamanda. AKP, koalisyon ortağının itirazlarına rağmen kendi yaptığı yasayı değiştirdi bu tahliyeleri sağlamak için. Soruşturmacılar eliyle yaratılan mağduriyet, siyasetçilerin çıkar hesaplarıyla giderilmiş oldu.</p>
<p>Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki yasak duvarlar ile bu duvarları yükseltmeye çalışan “marangoz hataları” ise olduğu gibi duruyor. Ülkeyi darbe dönemlerinden beter hale getiren konunun ilgileri ise sadece hamasi nutuklar atıyor. Ya ülkenin “sivil, demokratik ve özgür” olduğunu ya da bizlerin “terörist” olduğunu söylüyorlar. Onlar nutuk attıkça gazetecilik faaliyetleri ite kaka “terör faaliyeti” olarak yorumlanıp polis ve savcıların nezaretinde, muhalif gazetecilere, öğrencilere, akademisyenlere, yayıncılara, Kürtlere, sosyalistlere varış noktası hapishane olan tehcir uygulanıyor. Bugünlerde sıkça tartışma konusu Ermeni soykırımının da bir tehcirle başladığını bilmemiz muhaliflerin sonu hakkında bir fikir edinmemizi sağlıyor.</p>
<p>Alıntının bol olduğu bir yazı olacak ancak Nuray Mert’in seslendiği güruha Umur Talu ağabeyin ne dediğini de aktarıp bitireyim: “Bir gazetecinin başına gelebilecek en büyük kazalardan biri, dün bir takım güçlere katiplik yaparken bugün özgürlük neyin vaaz etmesi… bir başka gazetecinin başına gelebilecek en büyük kazalardan biri de, dün özgürlük neyin vaaz ederken bugün bir takım güçlere katiplik yapmasıdır.”</p>
<p>Bu kadar çok “kazazede”nin olduğu memleket medyasının namuslularının başına bir “kaza” gelmez umarım. Aynı zamanda “davasız” bir yıl geçirirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/%e2%80%98susmak-degil-soylemek-mecburiyeti%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyoğlu&#8217;nun tadı kaçıyor</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/beyoglunun-tadi-kaciyor/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/beyoglunun-tadi-kaciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:40:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bina]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dek]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata]]></category>
		<category><![CDATA[Iksv]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kamer]]></category>
		<category><![CDATA[Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Talip]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[XFotoğraf: Serhat Keskin / Gökhan Tan Emek Sineması ve Serkildoryan binasının dahil olduğu AVM projesinin hayata geçmesiyle 1944&#8242;ten beri hizmet veren İnci Pastanesi de kapanacak. &#8230; Emek Sineması&#8217;yla gündeme gelen AVM projesinin hayata geçmesiyle 1944’ten beri Cercle D’orient&#8217;da hizmet veren İnci Pastanesi de kapanacak. Daha çok Emek Sineması’yla gündeme gelen ancak Beyoğlu’nun tarihi yapıları Cercle D’orient (Serkildoryan),İsketinj Apartmanı,Melek Apartmanı, İpekve Rüya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://www.habervesaire.com/site/upload/image/2012/01/inci-pastanesi-231010c1_420x327.jpg" alt="inci pastanesi" width="420" /></p>
<div>
<div><a>X</a><strong>Fotoğraf</strong>: Serhat Keskin / Gökhan Tan</p>
<p>Emek Sineması ve Serkildoryan binasının dahil olduğu AVM projesinin hayata geçmesiyle 1944&#8242;ten beri hizmet veren İnci Pastanesi de kapanacak. &#8230;</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<ul></ul>
</div>
<p>Emek Sineması&#8217;yla gündeme gelen AVM projesinin hayata geçmesiyle 1944’ten beri Cercle D’orient&#8217;da hizmet veren İnci Pastanesi de kapanacak.</p>
<p>Daha çok Emek Sineması’yla gündeme gelen ancak Beyoğlu’nun tarihi yapıları Cercle D’orient (Serkildoryan),İsketinj Apartmanı,Melek Apartmanı, İpekve Rüya Sineması’nı kapsayan restorasyon projesiyle ilgili tartışmalar 2012’yi de meşgul edeceğe benziyor.</p>
<p>Mülkiyeti Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ait olan bina grubunun restorasyonu gerçekte 1993’ten beri konuşuluyordu. Tartışmaları hızlandıran gelişme ise İstanbul 9. İdare Mahkemesi 12 Mayıs 2010’ta “uygulanması halinde telafisi güç ya da imkansız zarar doğuracak nitelikte olduğu” gerekçesiyle durdurduğu restorasyon projesini, bilirkişi raporunu gerekçe göstererek 1 Aralık’ta bozmasıydı.</p>
<p>Uzun süredir sessiz kalan proje sahipleri de yavaş yavaş fikirlerini beyan etmeye ve projeye getirilen eleştirileri cevaplamaya başladı. Ancak cevaplar, Emek Sineması ve diğer yapıları kapsayan proje için dile getirilen endişelere yanıt vermekten uzak görünüyor.</p>
<p>Örneğin, projeyj yüklenen Kamer İnşaat’ın ortaklarından Levent Eyüboğlu, kamuoyunun tepkisini dikkate alarak projeye talip olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) başkanı Bülent Eczacıbaşı’na yönelik şunu söylüyor: “İlk yapacağımız iş, projemizi Bülent Bey’e de anlatmak olacak. Anlatalım, o da bir rahatlasın diye düşünüyoruz.”  (Radikal, 12 Ocak 2012)</p>
<p>Eyüboğlu, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda ise bu ana kadar konuşmamış olmalarını “konunun yargıda olmasına” bağlıyor. Yine Eczacıbaşı’na yönelik “Şimdiye dek Beyoğlu’nda yapılan en korumacı projeyi yaptığımızı anlayınca kendisi de bizi destekleyecektir. Açıklamasını da bir işadamı olarak bilgi eksikliğinden yapılmış bir açıklama olarak görüyorum. Zaten öbür türlü etik değil. Bütün izinleri aldık. Durum, önerdikleri gibi 6 ay bekleyelim, ondan sonra proje üretiriz diyecek bir noktada değil. Bu projeyi daha fazla bekletirsek bir-iki sene sonra yıkıntılar üzerinde hep beraber ‘Emek yıkılmasın’ deriz.” (Cumhuriyet, 10 Ocak 2012)</p>
<p>Levent Eyüboğlu aynı röportajda artık tartışılacak bir durum olmadığını, ürettikleri projenin bilimsel, kültürel, tarihi altyapısını oluşturduklarını ve onay da aldıklarını söylüyor. Bu noktadan sonra tartışılacak tek şeyin işletmeyle ilgili olacağını, buna açık olduklarını söylüyor.</p>
<p>Hukuki süreç tamamlanmış değil.  Ancak Kamer İnşaat, inşaat ruhsatı için başvurmaya hazırlanıyor. Eyüboğlu’na göre inşaat 4 ile 9 ay arasında başlayabilir.</p>
<p>HaberVs, kamerasını, söz konusu projenin hayata geçmesiyle birlikte İstanbul ve Beyoğlu’nun yitireceği bir başka değerine, 1944’ten bugüne Cercle D’orient binasında hizmet veren İnci Pastanesi’ne çevirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/beyoglunun-tadi-kaciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan olmak için, F tipine karşı..</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/insan-olmak-icin-f-tipine-karsi/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/insan-olmak-icin-f-tipine-karsi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:37:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Arama]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Elif]]></category>
		<category><![CDATA[Ihd]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Insani]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Tipi]]></category>
		<category><![CDATA[Yasalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Hakları Koruma Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, F tipi ceza evlerindeki uygulamalara son verilmesi amaçlı oturma eylemlerine Kadıköy’de başladı. F tipi cezaevlerinin insanları öldürdüğünü onları kimliksizleştirme ve hiçleştirme amacı ile inşa edildiğini savunan İnsan Hakları Koruma Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu işkencenin, tecridin, “ince arama” adı altındaki tacizlerin durdurulması ve F tipi hapishanelerin kapatılması için başlattıkları kampanya kapsamında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" src="http://www.habervesaire.com/site/upload/image/2012/01/f-tipi-kadikoy-4132463a_420x327.jpg" alt="f tipi kadıköy" width="420" /></p>
<p>İnsan Hakları Koruma Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, F tipi ceza evlerindeki uygulamalara son verilmesi amaçlı oturma eylemlerine Kadıköy’de başladı.</p>
<p>F tipi cezaevlerinin insanları öldürdüğünü onları kimliksizleştirme ve hiçleştirme amacı ile inşa edildiğini savunan İnsan Hakları Koruma Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu işkencenin, tecridin, “ince arama” adı altındaki tacizlerin durdurulması ve F tipi hapishanelerin kapatılması için başlattıkları kampanya kapsamında 14 Ocak Cumartesi akşamı Kadıköy meydanında toplandı.</p>
<p>Yağmura rağmen gaz lambaları ile meydana F harfi çizip oturma eylemi yapan grup, basın açıklamasının ardından her hafta farklı bir meydanda buluşacaklarını belirterek dağıldı. Grup bir sonraki oturma eylemini 21 Ocak akşamı Mecidiyeköy meydanında yapacak.</p>
<p>Komisyon adına Elif Akkaya tarafından yapıılan açıklamada gayri insani koşullarda yaşatılan mahpuslara daha fazla insanlıktan çıkarmaya yönelik uygulamalar yapıldığı anlatıldı. Tecridin yarattığı ölümcül ve geri dönüşü olmayan etkilerin sürdüğü ve çok sayıda mahpusun yaşam sınırında olduğu belirtildi. Hükümet hasta mahpuslara yönelik  koyduğu yasal uygulamaları bile hayata geçirememekle suçlanırken, hastaların vedalaşma haklarının bile ellerinden alındığı ifade edildi.</p>
<p>“Sadece içeridekiler değil”</p>
<p>Akkaya, F tipi cezaevlerindeki tutuklu ve yakınlarının yaşadığı sıkıntıları şöyle aktardı:</p>
<p>“F tipi cezaevlerinde yasalar ve yönetmelikler adı altında sistemli bir şekilde uygulanan tecridin güneşsiz, selamsız, sevgisiz bıraktığı mahpuslara uygulana baskı sadece onlara da değil, yakınlarına da uygulanmakta. Yasakçı zihniyet her şeyi onların elinden almakta. Onur kırıcı uygulamalar ve şiddet devam etmekte. Mahpusların yalnızlaştırılması politikalarının özünde kimlik, kişilik ve inançlarına saldırma, baskı uygulanarak hiçleştirme var. Bu nedenle onların ziyaretçilerine de bezdirme ve yıldırma uygulamaları sürmekte. Cezaevine girerken başlayan onur kırıcı arama ve hoş geldin dayağı devam etmekte, ziyarete gelen yakınlara da mahpusa olduğu gibi ince arama adı altında onur kırıcı muamele uygulanmakta. Cezaevinde sürekli kontrol altında bulunan mahpuslara hücrelerinden her çıkışta ziyaret sevk, mahkeme, revir, hastane ve girişte ince arama adı altında çırılçıplak soyundurularak onursuz bir arama dayatılmakta. Bunu kabul etmeyen mahpuslara zor kullanılarak işkence yapılmakta tehdit ve hakarete maruz kalmakta, bununla da yetinmeyerek tecrit içinde tecrit anlamına gelen ayrı hücrelere kapatılmakta.</p>
<p>&#8220;Tutuklama sonrası mahpuslar götürüldükleri cezaevinde ilk girişte topluca soyundurularak yapılan ince arama adeta orta çağdaki kölelik sistemini andırmakta. İnsanı aşağılayan, onurunu zedeleyen bu uygulama F tipinin asıl amacının mahpusu hiçleştirmek olduğunu net bir şekilde göstermekte. Mahpuslar hücrelerinden her çıkışta ayakkabılarının ve hatta çoraplarının çıkartılması istenmekte. Bunu reddeden mahpuslar fiziki işkenceye maruz kalmakta. Yıllarca direnişlerle kazanılan açık görüş hakkı  sonrası mahpusların hücreleri dağıtılmakta. Her ay yapılan açık görüşlerden sonra asker eşliğinde sekiz ve on iki metre karelik hücreler aranmakta,  o aramalar esnasında mahpusların özel eşyaları  talan edilip tekrar kullanılamayacak hale getirilmekte.”</p>
<p>Yakınıyla görüşmek için etek giydirilen erkekler</p>
<p>“Görüşe giden mahpus yakınlarına uygulanan onursuz arama işkenceye dönüşüyor. Götürdükleri eşyaların aranmasından ziyaret mahalline gelene dek en az iki ya da üç ayrı yerde ayrı ayrı aranmakta. Bu aramalar sırasında x-ray cihazından geçirilmekte.  Kıyafetlerinin üzerinde ince metal fermuar ve benzerinin verdiği sinyal nedeni ile içeriye alınamamaktadırlar. Geçtiğimiz yıllarda basına da yansıyan Sincan F tipi hapishanesinde yaşanan bir olayda, erkek ziyaretçinin pantolonunu çıkartması ve orada hazır bulundurdukları eteği giymesi sureti ile görüş yapabileceği aksi takdirde görüşe giremeyeceği söylenmiştir.  Uzak yerlerden gelen mahpus yakınları haftada bir gün ve yalnızca bir saat olan görüş haklarını yitirmemek için bu baskıya boyun eğmek zorunda kaldı. Aynı şekilde bayanlara yapılan arama adeta tacize dönüşmektedir. Etek kaldırma mahrem yerlerin kontrolü sürmekte. Üzerlerindeki kıyafetin yukarı çekilerek ve ya etekleri yukarı çekilerek aranması kadını incitmekte onurunu kırmakta. Yine görüşe giden ziyaretçilerin  F tipi hapishane yönetmeliğine uygun giyinmesi gerekmektedir.  Kıyafet yönetmeliğine uymayan ziyaretçiye görüş engelinin çıkartılması yaygın bir uygulamadır. Bir çok mahkum zorla nasıl soyundurulduklarını karşı çıkınca nelere maruz kaldıklarını anlatmakta.</p>
<p>“24 saat beton üstündeyiz”</p>
<p>Komisyon üyeleri cezaevinden, Tayyip Erdoğan’a iletilmesi için yollanan faksı okudu. Bu metni kaleme alan mahkum, kendilerine esir muamelesi yapıldığını, mahkum avukatları ile yaptıkları görüş sonrası ayakkabılarının bile arandığını, görüşe giderken cebe el sokmanın, saat taşımanın yasak, görevli geldiğinde veya ona bir şey verirken ayağa kalkmanın mecburi olduğunu belirtti. Amerikan Guantanamo hapishanesini aratmayan koşullarda yaşadıklarını yazan mahpus “Günün 24 saati betonun üzerindeyiz, hastalanmamak için ayaklarımızın altına bir tahta parçası bile koyamıyoruz. Adliyeye götürülüp getirilirken ring adı verilen araçların hücrelerinde saatlerce kelepçeli olarak bekletiliyoruz, kısacası bedenen zihnen ve ruhen çürütülerek öldürülmek isteniyoruz. Sayın Erdoğan terörist diye hapishaneye tıktığınız bizler hükümetinizin iznini taşıyan bu uygulamaları hayvanlara bile reva görmeyiz. Biz bir hayvanı bilmeden incitmişsek eğer acı çeker ondan özür dileriz ve o acıyı hayat boyu taşırız yüreklerimizde. Peki siz ne yapıyorsunuz?” diye sordu.</p>
<p>İnsan hakları savunucularının “Tecrit öldürüyor, F tipi uygulamalara son” kampanyasında taleplerini 3 ay boyunca değişik yerlerde dile getirecek. Ocak ayı içinde her cumartesi değişik İstanbul’un farklı meydanlarında toplanıp oturma eylemi yapacak. Grup bir sonraki oturma eylemi 21 Ocak akşamı Mecidiyeköy meydanında toplanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/insan-olmak-icin-f-tipine-karsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hrant Dink Caddesi</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/hrant-dink-caddesi/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/hrant-dink-caddesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Agos]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Anma]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Karin]]></category>
		<category><![CDATA[Kez]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Varsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[“Bu son kararla bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz” dedi Karin Karakaşlı. O günkü gibi Sebat apartmanının önü yine Hrant Dink caddesiydi. Video: Güventürk Görgülü “Bu son kararla birlikte şimdi bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz” dedi Karin Karakaşlı bugün Agos gazetesine yürüyen onbinlere. Beş yıl önce bu topraklara yapılan en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Bu son kararla bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz” dedi Karin Karakaşlı. O günkü gibi Sebat apartmanının önü yine Hrant Dink caddesiydi.</p>
<p>Video: Güventürk Görgülü</p>
<p>“Bu son kararla birlikte şimdi bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz” dedi Karin Karakaşlı bugün Agos gazetesine yürüyen onbinlere. Beş yıl önce bu topraklara yapılan en hakiki hainliğin tanığı Sebat apartmanının önünde.</p>
<p>O gün Hrant Dink’le ölmüş ama bu caddede dirilmiştik; Dink’i yolcu etmek için Sebat apartmanından Kumkapı’ya yürüyen onbinlerle.  Yıllardır görülmeyen bir kalabalıktı. O gün gelecekten umutlanmak için Dink’in arkasından yürüyüyenlerin hevesi, “bu son kararla” öldürülmek istendi.</p>
<p>Onbinler, beş yıl sonra bir kez daha cinayet mahalindeydik. O günden bugüne umudun sokakta bu kadar kalabalık olduğu başka bir toplanma olmadı.</p>
<p>Beş yıl önceki gibi Sebat apartmanının önü yine Hrant Dink caddesiydi.</p>
<p>Okulda, Diyarbakırlı bir güvenlik görevlimiz var. Şişli’yi ve Sebat apartmanını ilk kez Dink cinayetinden sonra, televizyondan görerek öğrendi. Dün arayıp “Oradan her geçişimde vicdanım sızlıyor” dedi.</p>
<p>Gelgelelim cinayeti “görenlerin” hiçbir yeri sızlamıyor. Dink’in katilleri korunuyor. Tıpkı Sebat apartmanına çıkan Ergenekon caddesinin Hrant Dink isminden korunduğu gibi..</p>
<p>Nereye kadar koruyacaksınız?</p>
<p>Kendinizi Hrant Dink caddesinden nasıl koruyacaksınız?</p>
<p>Bu Sebat&#8217;la nasıl başa çıkacaksınız?</p>
<div><span style="font-size: small;">&#8220;Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır&#8221; </span></p>
<p>Karin Karakaşlı</p>
<p>19 Ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman da olmadı. Zaten bu topraklarda ayrı ayrı yaşatılmış ne kadar acı varsa, hiçbirinin anma günü olmadı. Herkes acısının yaşatıldığı o tarih geldiğinde, kendince, bir başına kahroldu.</p>
<p>Sonra 23 Ocak günü geldi. Bundan beş yıl önceydi. ‘Türklüğü tahkir ve tezyif’ten mahkûm edilen, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Çünkü Hrant Dink bu ülkenin bütün acılarının dermanına talipti. Onu güpegündüz, şimdi durduğumuz bu kalabalık Halaskargazi Caddesi üzerinde sırtından vurdular. Hepimizi de o cinayete görgü tanığı kıldılar.</p>
<p>O cenaze gününde 1915′i, Dersim’i, Maraş’ı, Çorum’u, tekmil faili meçhulleri, ihtilalleri, olağanüstü halleri, bitmek bilmez darbe girişimlerini buluşturduk. Kompartıman usulü ayrı ayrı yaşamamız buyrulmuş ne varsa, bir kıldık. Büyük oyunu onun birleştirici ruhuyla bozduk.</p>
<p>Onu bir kez de öldürmediler sevgili canlar. Önce Sabiha Gökçen haberi üzerine Genelkurmay’ın bildirisiyle öldürdüler. İstanbul Valiliği&#8217;nde MİT mensuplarınca tehdit edilirken öldürdüler. Hrant Dink’i, barış yolunu gösteren yazılarından cımbızladıkları, cümlelerle &#8220;Türk düşmanı” ilan ederek öldürdüler. Her yazıya, her söyleşiye nefes tüketir, kendini izaha mecbur hissederken öldürdüler. Agos’un önünde “Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir” diye bağırırlarken öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koşturtur, bilirkişi raporuna rağmen ısrarla mahkûm ederken ve o mahkûmiyeti onaylamakta beis görmezken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kimbilir daha ona, bizlere hiç söylemediği neler neler yaşatırken öldürdüler.</p>
<p>Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Silinen telefon görüşmeleri, karartılan deliller, gizlenen bilgiler, imha edilen raporlar, başlatılmayan ya da kapatılan soruşturmalar, zamanaşımından aklanan istihbarat memurları birbirini izledi.</p>
<p>Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz olmak üzere Ergenekon sanığı pekçok ismin daha Hrant Dink sağken, mengeneye dönüşen yargı süreci ve linç kampanyalarını hazırladıkları biliniyordu. Derken Kafes eylem planı da ortaya çıktı. Gel gör ki, bu davanın Ergenekon ile bağlantısı bir türlü kurulamadı.</p>
<p>Dört yanımızdan yalanlarla sardılar sarmaladılar bizi. Tam beş yıldır böyle bu. En sonunda iki kişi verdiler elimize. Bununla yetinin dediler. Yeter de artar hepinize.</p>
<p>Ortada zaten silahlı terör örgütü olmadığına göre onun yöneticisi ve üyeleri de yok. Ve beraat eden Erhan Tuncel’in hemen o akşam tahliyesi öyle büyük bir aciliyet ki, telaşta bir sanıkla ilgili hüküm kurmayı unutmuşlar. Tuncel şimdi ilim irfana adanmak üzere taze bir üniversite adayı. Böyle gözümüze baka baka, yangından mal kaçırır gibi verdiler bu kararı. Müdanaasızlığı da onun arkasındaki devasa korkuyu da gördük. Devlet çıplak dedik. Devlet çıplak.</p>
<p>İyelik eki kolay kullanılmıyor. Burası benim ülkemde bu devlete benim devletim diyebilir miyim? Cumhurbaşkanım, Başbakanım, Bakanlarım, Hükümetim, Muhalefetim, Meclisim… Böyle diyebilmek için tek bir seçeneğim var. Bu kepazeliğe bir son verin artık. Yargıtay, cinayete giden süreçteki rolüne inat, bir kez de adalet adına temyiz mekânı olsun. Bunları yapmak borçtur, yükümlülüktür, şarttır. Çünkü bize yaşatılan ‘ayıptır, zulümdür, günahtır.’</p>
<p>Hrant Dink’i hepimiz kaybettik ama biz Ermeniler için onun kaybı takdir edersiniz ki başka bir yoksunluk. 1915′te Anadolu’da kafilelerce insan aç-susuz çölün ortasına sürülmeden önce bir Nisan günüyle 250′ye yakın Ermeni aydın Haydarpaşa Garı’ndan trenlere konup Ayaş’a sürgüne gitti. İçlerinden sadece birkaçı geri dönebildi.</p>
<p>Anlayacağınız önce sesimizi aldılar elimizden. Bu insanlar Osmanlı Meclisi&#8217;nde mebustu, yazardı, gazeteciydi, çevirmendi, doktordu, avukattı. Ermeni halkına hizmet kadar Osmanlılığa inanır, Meşrutiyet sonrası bayram geleceğini sanırdı. Öyle olmadı.</p>
<p>Bugün burada içlerinden birkaçının adını anacağım. İsmi çağrılan duyar, gelir, ‘Burada’ der: Rupen Sevag, Siamanto, Taniel Varujan, Diran Kelekyan, Yerukhan, Rupen Zartaryan, Hampartsum Boyacıyan, Sımpad Pürad, Khyan Parsekhyan, Krikor Zohrab… Hrant Dink bu aydınların son halkasıdır. O yüzden de 2007, 1915′e geri ışınladı hepimizi. Demek hâlâ hakkıyla Ermeni ve bir o kadar da yurtsever olan bir insanı öldürmek bu kadar kolaydı. Bu kadar mübahtı.</p>
<p>Tarihi inkâr ede ede geldik bu noktaya dayandık. Şu kaldırıma dikilen taş, Hrant Dink kadar diğer bütün susturulmuş aydınların ve isimsiz mezarsız kurbanların da simgesi olsun.Bu son kararla birlikte şimdi bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz. Hrant Dink operasyonlarla daraldığımız, komplolarla bunaldığımız bugünlerde özellikle yanyana görmek isterdi hepimizi. Anlaşılan o ki koca bir devlet böyle bir Ermeni vatandaşının yaşamıyla da ölümüyle de ne yapacağını bilemedi. Şimdi biz ona öğreteceğiz hep birlikte demek ki.</p>
<p>Dosya kapandı diyorlar bize. Kapandı mı bu dosya? Hrant Dink dosya değil ki kapatasın, o bir yara… Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. Öbür türlüsü sadece yalan olur ve bir gün başımıza yıkılır. Altında kalırız hep birlikte.</p>
<p>O yüzden gün, sadece söz söylemek değil söz vermek zamanı.</p>
<p>Söz verelim mi birbirimize? Bu dava daha bitmedi.</p>
<p>Söz verelim mi birbirimize? İnsanlık daha ölmedi.</p>
<p>Söz verelim mi birbirimize? Devlet daha hesabını vermedi.</p>
<p>Sözümüz söz olsun. Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır. Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/hrant-dink-caddesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın cinsel fizyolojisi</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/kadin-cinsel-fizyolojisi/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/kadin-cinsel-fizyolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Evre]]></category>
		<category><![CDATA[Fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes]]></category>
		<category><![CDATA[Orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[Pelvis]]></category>
		<category><![CDATA[Plato]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[Uterus]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Kadın cinsel fizyolojisi : İstek Evresi Cinselliğin birey tarafından istenmesini içerir. İstek doğrultusunda  bireyin cinselliği oluşturacak iletişim, ortam, fantezi, partner ilişkileri gibi davranışları gerçekleştirmesini sağlayacak motivasyonu oluşturur. Bu evre cinselliğin psikojen yönünü içerir. Uyarılma Evresi Temas, görüntü ,fantezi vb. uyarı yaratacak faktörün olmasıyla beraber tetiklenen ve bedende fizyolojik değişiklerin ilk kez  gelişmeye başladığı evredir. Meme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın cinsel fizyolojisi</strong> :</p>
<p><a rel="attachment wp-att-5706" href="http://www.muhabbet34.net/?attachment_id=5706"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" title="kadın fizyolojisi" src="http://www.cinselsohbet.gen.tr/wp-content/uploads/kad%C4%B1n-fizyolojisi-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a></p>
<p><strong>İstek Evresi</strong></p>
<p>Cinselliğin birey tarafından istenmesini içerir. İstek doğrultusunda  bireyin cinselliği oluşturacak iletişim, ortam, fantezi, partner ilişkileri gibi davranışları gerçekleştirmesini sağlayacak motivasyonu oluşturur. Bu evre cinselliğin psikojen yönünü içerir.</p>
<p><strong>Uyarılma Evresi</strong></p>
<p>Temas, görüntü ,fantezi vb. uyarı yaratacak faktörün olmasıyla beraber tetiklenen ve bedende fizyolojik değişiklerin ilk kez  gelişmeye başladığı evredir. Meme uçları dikleşir ve sertleşir, memelerde büyüme görülebilir, vajinada ıslaklık ( lubrikasyon ) ve  vajina çapında artış ve boyunda uzama  gelişir, büyük dudakların çapında artma ve öne ve yukarıya doğru yükselme ve küçük dudaklarda kalınlaşma ve genişleme olur, klitoris başı büyür ve gövdesi uzar, cinsel uyarının artmasıyla birlikte giderek büyüyen  uterus pozisyonunu değiştirerek pelvis içerisinde yükselmeye başlar, serviks ( rahim ağzı ) vajinadan ayrılır.  Cinsel ilişki sırasında uygun olmayan bir uyaran ile uyarılma azalabilir veya sönebilir, uyarılmanın sürdürülmesi ve cinsel haz ve heyecanın artması ile plato evresine girilir.</p>
<p><strong>Plato Evresi</strong></p>
<p>Haz duyusu ve cinsel gerilim artmıştır. Memelerde büyüme maksimuma ulaşmıştır,vajinanın dış 1/3 lik bölümünde ileri düzeyde ıslaklık gelişir ve bu bölüm genişler,  klitorisin gövde ve başı büzülerek çekilir, büyük dudaklarda yassılaşma ve küçük dudaklarda koyu kırmızıya doğru renk değişikliği olur, uterus  maksimum yüksekliğe ulaşır. Plato evresinin sonlarına doğru kalp atım sayısında artış, hızlı ve derin nefes alma, kan basıncında artış, kalça bölgesi kaslarında kasılmalar gözlenir.</p>
<p><strong>Orgazm Evresi</strong></p>
<p>Diğer evrelere göre kısa süren ama cinsel hazzın en yoğun olduğu evredir. Perine ve  vajina çevresindeki kasların  ritmik refleks kasılmalarıyla karakterizedir. Öznel olarak pelviste duyumsanan güçlü bir haz duyusu yaşanır,klitoral bölge ve vajinada yoğunluk kazanır.</p>
<p><strong>Çözülme Evresi</strong></p>
<p>Cinsel döngünün son evresidir. Vücut ve cinsel organlarda uyarılmadan itibaren gelişen değişiklikler azalır ve ortadan kalkar. Çözülme evresinde kadınların erkeklere göre fizyolojik farklılığı vardır. Kadınlar orgazm olduktan sonra eğer cinsel uyarı devam ediyorsa tekrar orgazm olabilirler yani çoğul orgazm yaşayabilirler. Erkeklerde ise orgazm sonrasında refrakter (yanıtsız ) evre diye tanımlanan fizyolojik çözülme gerçekleşir,beyinde cinsel bölgelerde aktivite azalır,penis cinsel açıdan bir süre uyarılmaya yanıt vermez, bu süre değişken olup yaşla birlikte uzar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/kadin-cinsel-fizyolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellikte suçluluk duygusu</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/cinsellikte-sucluluk-duygusu/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/cinsellikte-sucluluk-duygusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:26:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Cinsellikte suçluluk duygusu : Bazen de başarılı ve doyurucu bir cinsel yaşamın önüne dikilen engel, aşırı bir utangaçlıktır. Cinsel konularda rahat olmayan aşırı sıkılgan kişiler heyecanlarını kontrol altında tuttukları için gerçek doyuma da ulaşamazlar. Eşlerden ikisinin de büyük bir sıkıntıyla sabahı bekledikleri, başarısız gerdek geceleri, cinselliğin baskı altında tutulduğu bütün toplumlarda çok sık rastlanan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsellikte suçluluk duygusu :</p>
<p><a rel="attachment wp-att-5723" href="http://www.muhabbet34.net/?attachment_id=5723"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" title="cinsellikte suçluluk" src="http://www.cinselsohbet.gen.tr/wp-content/uploads/cinsellikte-su%C3%A7luluk-300x183.jpg" alt="" width="300" height="183" /></a></p>
<p>Bazen de başarılı ve doyurucu bir cinsel yaşamın önüne dikilen engel, aşırı bir utangaçlıktır. Cinsel konularda rahat olmayan aşırı sıkılgan kişiler heyecanlarını kontrol altında tuttukları için gerçek doyuma da ulaşamazlar. Eşlerden ikisinin de büyük bir sıkıntıyla sabahı bekledikleri, başarısız gerdek geceleri, cinselliğin baskı altında tutulduğu bütün toplumlarda çok sık rastlanan bir durumdur. Çoğu zaman bu cinsel işlevsizliğin kökeninde bu suçluluk duygusu yatar. Kadın ya da erkek, gerek hayali, gerekse gerçek bütün cinsel eylemlerinde derin bir suçluluk kompleksinin etkisi altındadırlar ve bu yüzden, orgazma ulaşsalar bile gerçek bir ruhsal ve bedensel bir doyumdan uzak kalmaktadırlar. Bunun nedenleri kişinin çocukluk deneylerinde aranmalıdır. Bazı çocuklar, hiç bir bedensel temasın hoşgörülmediği bir atmosfer içinde yetiştirilmiştir. Anneler ya da babalar, kendi iç yasak ve koşullanmalarından ötürü, çocuklarını yeteri kadar sevip okşamaktan kaçınmışlardır; bu da çocukta fiziksel temasa karşı bir ürkeklik yaratmıştır. Bu tür anne ve babalar, çoğu zaman, çocuğun cinsel organıyla oynamasına da izin vermemişler, onu mastürbasyon yaparken yakaladıklarında hakaret etmişler, cezalandırmışlardır. Bunun, çocukta cinsellikle “günah” düşüncesinin birleşmesine yol açması kaçınılmazdır.<br />
Suçluluk duygusu bilinçli bir duygu da olabilir, bilinçsiz de. İnsanların önemli bir bölümünde bilinçli bir günah düşüncesi değilse bile, bulanık ve kişinin, kendisinin farkında olmadığı bir utanç duygusu cinsel yaşamı etkisi altında tutar. Günümüzde bile çocuklara cinsel organ ve duygularının birer suç unsuru olduğu düşüncesi yerleştirilmektedir. Bu bilinçli olarak öğretilmese bile, aileler ve yakın çevreler günlük davranışlarıyla bu duyguyu çocuğa aşılamaktadır. Cinsel bölgeler örtülmekte, cinsel konular suskunlukla geçiştirilmektedir. Nitekim, soğukluk ve iktidarsızlık gibi sorunların, cinsel konularda rahat, bol cinsel çağrışımlı konuşmalardan çekinmeyen ve yemek yeme, oturma ve yatma eylemlerini tek bir oda içinde yürüten köy toplumlarından çok, cinsel bakımdan kapalı ve cinsel eylemin herkesin gözünden uzak ayrı “yatak odalarında” sürdürüldüğü kent topluluklarında daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu tür toplumsal nedenlerin yanısıra, cinsel organlarla dışkı organları arasındaki yakınlık da cinsellik ile kirlilik arasında güçlü bir bağın kurulmasına yardım etmektedir. Böylece bir yandan suçluluk, kirlilik ve cinsellik, öbür yandan “iffetlilik”, temizlik ve hatta cinsiyetsizlik, cinsel yönden baskı altındaki kişinin zihninde birbirine karşıt ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır.<br />
Suçluluk duygusu, kişiyi, oral veya anal seks gibi cinselliğin sadece belirli biçim ve yönlerinden uzak tutabileceği gibi, genel bir soğukluk, isteksizlik veya iktidarsızlık da yaratabilir. Kimi zaman da, suçluluk ve kirlilik düşüncelerinin arasından geçerek cinsel hazza ulaşmayı başarabilmiş kişilerde biraz farklı bir saplantı belirir: yaşamlarında cinsellikle “kötülüğün” özdeştirilmesini yaşamış böyle kişiler, sadece “günahkar bir atmosferde” seks yapmaktan hoşlanır olurlar. Ancak ağrılı, sancılı veya yasak bir ilişki kendilerine zevk verebilir. Bununla birlikte, kişinin eşiyle mutlu olmasının böyle bir ilişkiye bağlı olduğu ve iki taraf da onayladığı sürece, çocuklarla cinsel ilişki gibi toplumca suç sayılan davranışları içermemesi koşuluyla böyle bir ilişkiyi bir cinsel sapma saymak yanlış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/cinsellikte-sucluluk-duygusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrol hapları kısırlık yaparmı</title>
		<link>http://www.muhabbet34.net/dogum-kontrol-haplari-kisirlik-yaparmi/</link>
		<comments>http://www.muhabbet34.net/dogum-kontrol-haplari-kisirlik-yaparmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 00:24:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meLun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhabbet34.net/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Doğum kontrol hapları kısırlık yaparmı. İşte size cevabı : Doğum kontrol hapları kısırlık yapmaz. Eski doğum kontrol hapları içinde yer alan progestinler ödem ve kilo artışına yol açıyordu. Fakat günümüzün modern doğum kontrol hapları bu tarz yan etkiler oluşturmuyor. Modern doğum kontrol hapları çok düşük doz kadınlık Hormonu östrojen ve kaliteli progestin, yani yumurtlama Hormonu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum kontrol hapları kısırlık yaparmı. İşte size cevabı :</p>
<p><a rel="attachment wp-att-5727" href="http://www.muhabbet34.net/?attachment_id=5727"><img onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" title="doğumkontrol hapları" src="http://www.cinselsohbet.gen.tr/wp-content/uploads/do%C4%9Fumkontrol-haplar%C4%B1-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></p>
<p>Doğum kontrol hapları kısırlık yapmaz. Eski doğum kontrol hapları içinde yer alan progestinler ödem ve kilo artışına yol açıyordu.</p>
<p>Fakat günümüzün modern doğum kontrol hapları bu tarz yan etkiler oluşturmuyor. Modern doğum kontrol hapları çok düşük doz kadınlık Hormonu östrojen ve kaliteli progestin, yani yumurtlama Hormonu içeriyor.</p>
<p>Kullanılmaya başlandığında yumurtalıklar dinlenmeye çekiliyor ve yumurtlamayla birlikte yumurtalıkların yaptığı tüm Hormon salgılaması duruyor.</p>
<p>Kaynağı kadının kendi yumurtalıkları olan erkeklik hormonu androjen de salgılanmıyor. Bunun sonucu olarak tüylenme ve sivilceler azaldığı gibi, adet düzensizliği sorunu da kayboluyor.</p>
<p>Doğum kontrol haplarının kısırlık yapmaları da mümkün değil. Çünkü etkileri zaten sadece 1 Gün sürdüğü için her gün alınmaları gerekiyor, bırakılınca da etkileri hemen kayboluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhabbet34.net/dogum-kontrol-haplari-kisirlik-yaparmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

